“Ayna ayna söyle bana; var mı benden güzeli bu dünyada?”. Ayna hep aynı cevabı verir; “Yok kraliçem, siz dünyanın en güzel insanısınız”. Ayna her zaman hem cazibe hem de rahatsızlık kaynağı bir nesne, tuzaklarla dolu bir semboldür. Bakmayı bilene, kendini bulma, erginleşme fırsatı sunan bir araçken, bakmayı bilmeyen için de, egoyu şişiren, kibri besleyen bir tehlike kaynağı. Sırtına bu kadar büyük anlamlar yüklemiş olan ayna sembolü bir bebek için de doğduğu andan itibaren önem taşır.
Ayna metaforundan yola çıkarak şunu söyleyebiliriz ki, anne çocuğun en temel nesnesidir. Burada kastettiğim nesne eşya değildir, çocuğun içselleştirdiği annedir. Çocuk memeyle birlikte anneyi içine alır: annenin duygusunu, kokusunu, huyunu, kişilik özelliklerini, kendisi hakkındaki fikirlerini, dünyaya bakışını yani her şeyi içine alır. İçselleştirilen anne, nesnenin temsilidir ve kişiliğin kaynağını oluşturur.
0-6 yaş dönemi anne temsilinin oluştuğu ve tamamlandığı dönemdir. Bu dönemde anne-çocuk arasındaki temaslar, yaşantılar deneyimler ve anılar anne temsili olarak kaydedilir. Annenin çocuğa karşı duygusal açıdan yakınlık – uzaklık mesafesi, aralarındaki bağın türü, annenin bakım verme davranışı ve bunlarla ilgili her şey içselleştirilir. Aslında içselleştirilen çocuğun kendisi hakkındaki fikirleri, duyguları, başkaları ve dünya hakkındaki kararlarıdır. Bu nedenle 0-6 yaş dönemindeki olumsuzlukların telafisi oldukça zor ve zaman alıcıdır.
Temel nesne olarak adlandırdığımız anne aslında çocuğu için bir ayna işlevini görür. Çocuk annenin aynasında kendini görür ve tanır. Elbette nasıl ki çeşitli anne-babalık tarzları varsa annelerin aynalarının özelliği de çeşitlilik gösterir. Ayna, anne tarafından çocuğa verilen geribildirimler, çocukla ilgili beklentileri, fikirleri, duyguları ve çocuğun annenin dünyasında nasıl bir anlam içerdiği ile ilgilidir. Söz konusu ayna türlerinden bazılarını şöyle açıklayabilirim:
Normal ayna: Bu bildiğimiz, her gün kendimize baktığımız aynadır. Neyse onu gösterir. Saçlarımız beyazlamaya başlamışsa, yüzümüzde kırışıklıklar varsa abartmadan ya da küçültmeden olduğu gibi gösterir. Yani gerçekçi, sağlıklıdır. Normal ayna işlevi gören annelerin çocukları kendileri hakkında gerçekçi fikirler edinir, dengeli bir kişilik geliştirir. İlerleyen yaşlarda sağlıklı öz değerlendirme yapabilir, ilişkilerinde tutarlılık ve istikrar görülür.
İç bükey ayna: İç bükey aynalar bilindiği gibi olduğundan daha büyük gösterir. Böyle bir aynaya bakıyorsanız kendinizi olduğundan daha büyük, daha güçlü görürsünüz. Bu çocuğunu her durumda pohpohlayan, en olumsuz durumlarda bile gerçekçi geribildirim veremeyen, çocuklarına hayır diyemeyen, sınır koyamayan annelerin aynasıdır. Hep böyle bir aynaya bakarak yaşadığınızı düşünün. Nasıl hissederdiniz? Bu tür aynada kendini görerek büyüyen çocuklar gerçekçi benlik algısı oluşturmakta zorlanırlar, dürtüsellik sorunu yaşayabilirler, kendilerini organize etmekte pek başarılı olamazlar, ilişkilerinde istikrarsızlık görülür. Kırılgandırlar, öz değerlendirme yapamazlar, geribildirim almakta zorluk yaşarlar.
Dış bükey ayna: İç bükey aynanın tam tersi özelliklere sahiptir. Her şeyi olduğunda daha küçük gösterir. Bu ayna, aşırı eleştirel ve mükemmeliyetçi annelerin aynasıdır. Çocuk annenin gözünde bir türlü memnuniyet ifadesi göremez, annesinden kabul görme ve onaylanma sorunu yaşar. Annenin beklentilerini bir türlü karşılamayan çocuk sık sık başka çocuklarla kıyaslanma durumuyla karşı karşıya gelir. Böyle bir ayna ile büyüyen çocuklarda düşük benlik algısı, derin değersizlik ve yetersizlik duygusu görülür. Bu durumdaki çocuklar depresif kişilik özellikleri gösterebilirler, kırılgandırlar.
Sürekli yer değiştiren ve sürekli özellik değiştiren ayna: Bu özellikteki annelerin en temel özelliği tutarsızlık, öngörülemezlik, istikrarsızlık, değişkenliktir. Çocuğun bu tür bir aynada kendini görebilmesi için çok çabalaması gerekir. Kendini annenin duygularına ve ihtiyaçlarına odaklı olmak zorunda hisseder. Böyle bir ayna ile büyümek çocuğun içinde gitgide büyüyen büyük boşluk ve karanlıklar oluşturur, nasıl bir zemine tutunacağını bilemez. Anneyle yaşadığı ilişkinin zemini hem değişken hem de kaygandır. Anne çocuğunu yüceltirken bir anda onu değersizleştirebilir. İlerleyen yaşlarda içindeki “kötü ve tutarsız” anneye yönelik öfkesini, nefretini yakın ilişkide olan kişilere yansıtır. Doyurulması imkansız bir sevgi talebi, terkedilme korkuları ve derin yalnızlık duyguları ile başkalarına saldırır. Bu özellikler anlaşılacağı gibi sınırda kişilik bozukluğuna işaret etmektedir. İntihara yatkınlık söz konusu olabilir.
Kırık ve parçalanmış ayna: Ayna hem çok parçalıdır hem de her bir parçanın açısı farklıdır. Bu tür bir ayna çocuğun kendi hakkında bütünlük içeren bir fikir sahibi olmasını zorlaştırır. Aslında bu durumda olan anne kendi duygusal bütünlüğü olmayan bir kişidir. Duygusal bütünlük gerçeklik algısının bozulmaması demektir. Gerçeklik algısının bozulması kişiliğin bütünlüğünü kaybetmesi anlamına gelir. Kırık ve parçalanmış ayna ile büyüyen çocuklarda ilerleyen yaşlarda, özellikle ergenlik döneminden itibaren ağır psikolojik tablolar görülebilir.
Göstermeyen ayna: Göstermeyen ayna annenin olmadığı anlamına gelir. Çocuğun içselleştirdiği bir anne temsili yoktur. Anneyle bir bağ yoktur, anne fiziksel olarak vardır ama çocuk annenin dünyasına dahil değildir. Anne temsilinin olmadığı ya da çok acımasız ve şiddet uygulayan annelerin çocuklarında vicdan gelişimi olumsuz etkilenir. Vicdanın gelişmemesi anti-sosyal kişilik örüntüsüne neden olabilir. Böyle bir ayna ile büyüyen çocuklarda da özellikle ergenlik dönemi ve sonrasında ağır psikolojik sorunları görmek mümkündür.
Bazı durumlarda gösteren ama bazı durumlarda göstermeyen ayna: Bu tür ayna, çocuk başarılı oldukça gösteren, performansına göre annenin dünyasında kabul gören ve yer bulabilen, performansın olmadığı zamanlarda çocuğu değersizleştiren bir özellik gösterir. Bu tür bir anneyle büyüyen çocuklarda görülen en temel özelliklerden biri sahte kendiliktir. Başarılı olduğu sürece sevilen, yüceltilen çocuk tüm enerjisini alkışlanmak, kabul görmek ve başkalarının vereceği değer peşinde koşmak için harcar. Kırılgandır, alıngandır. İlerleyen yaşlarda narsistik özellikler görmek şaşırtıcı olmaz.
Doğum anında ya da çok küçük yaşlarda annesini kaybeden çocukların anne temsillerini ona bakım veren yetişkinler oluşturur.
Bu ay sizlerle paylaşmak istediğim konu bir ayna olarak annenin işleviydi. Umarım işinize yarar. Peki siz nasıl bir aynasınız? Sizin aynanız nasıldı?